Anlat Bana, yüzlerce yıldır Güneydoğu Anadolu bölgesinde yaşanmış ama şu an unutulmaya yüz tutmuş dövme geleneğinin geride kalan temsilcileriyle, bu sanata ve yaşama ait anı ve tanıklıklarının yer aldığı bir film. Güneydoğu Anadolu Bölgesi geleneksel dövme sanatı, Yukarı Mezopotamya’nın tarihi, coğrafyası, etnik yapısıyla yakından ilgilidir. Dövme sanatı bu bölgede kültürel yaşamın bir parçası, tamamlayıcısıdır. Güneydoğu insanı kendi dünyası ve yaşam biçiminin yanı sıra, bedenine yaptığı dövmelerle de farklı bir görünüm çizer. Yaktığı ağıtlar, tuttuğu yaslar, anlattığı hikâyelerle de yüzlerce yılın birikimini aktarır bölge insanı...[full-post]
Filme başladığımız gün ekibime “Bir senaryomuz yok, Anadolu yazacak, biz de çekeceğiz” demiştim. Öyle de oldu! Antik uygarlıklardan kalma bu yorgun ve yıpranmış kültürler diyarında bu filmi çekme tarzım her şeyin kendiliğinden gelişmesine izin vermek ve insanların hikayelerini şarkılar, ritüeller ve danslarla anlatmasına yardım etmekti.[full-post]
Nezih Ünen
Bahman Ghobadi’nin 2003 yılında İstanbul film festivalinde de gösterime giren ve filmi hiç bir kurumdan destek almadan sadece aile efradının desteğiyle çektiğini, oyunculardan hiçbirinin aslında “oyuncu” olmayışı; filmin en güzel yanlarından biri olan inandırıcılığın ve doğallığın da sebebi herhalde.
Irak-İran savaşı sırasında Saddam’ın Kuzey Irakta Kürtlere yaptığı saldırılar sırasında İran’da tanınmış yerel bir Kürt sanatçı olan Mirza’ya savaştan kaçan mülteciler tarafından 23 yıl önce onu terk edip kaçan eski eşi Hanareh tarafından bir mektup geldiği söylenir. Mülteciler Mirza’ya Hanareh’in onu yanına çağırdığını söyler. Mirza ve Oğulları Barat ile Audeh kamplara gidip Hanareh’i bulmaya karar verir. Oğlu Barat tuhaf gözlükler takmayı seven, römorklu bir motosikleti olan babası kadar olmasa da tanınmış bir sanatçıdır. Audeh ise 7 eşi 11 kız çocuğu olan ve bir türlü erkek evladı olmayan ve erkek evladı olmadıkça evleneceğini söyleyen garip bir adamdır.
Filmin hiç görünmeyen karakteri Hanareh kadınların şarkı söylemesi yasak olduğu için Mirza’dan kaçmak/ayrılmak zorunda kalıp Seyyid ile evlenir. Ghobadi Ortadoğu insanın kadına bakışından rahatsız olduğu için filmlerinde sık sık bu konuyu işlemektedir. Bu filmden sonra Half Moon/Yarım Ay filminde de yine İran’da kadınların şarkı söylemesinin yasak olduğunu sanatçı kadınların getto bir bölgede tecrit altında tutulmasını işlemiştir.
Irak Kürdistan’ında Saddam’ın yaptığı zulümler ve mültecilerin çektiği sıkıntılar birazda müzik dili ve halay kullanılarak anlatılmış. Filmde günümüz Kürtlerin köylerinin yakılıp yıkılması kimyasal silahlar kullanılması, kaçakçıların uçaklarla vurulması, erkeklerin zorla askere alınması gibi... Bir aşk hikayesi etrafında trajikomik hikayeler dönen filmin; bazı yerlerinde gülerken bazı yerlerinde ise gözyaşlarınızı tutamayabiliyorsunuz . Baba ile oğullarının sürekli tartışıp bağarışmaları karakterlerin sevecenliği, müziklerin güzelliği ve halaylar filmi doyumsuz hale getiriyor. Okulları köyleri bombalandığı için dağ başında ders gören öğrenciler ve öğretmenlerinin seferberliği ve ders sırasındaki diyalog da akıllarda kalan ayrı bir bölüm.
[full-post]